Hiç kimse, aklının başkalarının kullanacağı bir araç olmasına meydan vermemeli, vermez de. Ne olursa olsun aklını kendisi kullanmalıdır. Şoför kendisi olduğu halde direksiyonu başkasının elinde olmamalıdır.

Akıl huzuru, beden huzuru kadar gereklidir gene de biz hep akli davranışlarımızı koruruz.

Görmek için gözlerine, duymak için kulaklarına, konuşmak için diline, koku için burnuna, lezzet için ağzına bağlı olan kişi, hür değildir. Bunlardan halâs olan kişide bunlardan öteye ilham başlar ve gelişir.

Tasavvuf ehli, mest eden şaraptan ister. Ömer Hayyam, Hz. İsa gibi.

Bizi sarıp sarmalayan bedenimiz,  bizi özümüzden, Allah’ta olan özümüzden ayıran perdedir.

Başkalarından aferin bekleyen, henüz çocuktur. Büyümemiştir.

İlâhi adalet bizim içimizdedir, ama gene de bizden uzaktır.

Huzurlu hayat başkalarının hayatını kontrol etmek değil, kendi hayatımızın idealinde yürüyelim. Bırakın herkes kendi hayatını yaşasın.

Kişi, cürümü içinde kaldıkça küçüktür. Yüce yaratılmışlığının idrakine vardıkça büyür.

Mürşidinin ırmağına kendini salan, ummana akar.

Denizin derinliklerinde sessizlik, dalgaların kayalara çarpışında ses vardır.

Başarı veya başarısızlığımız cüz-î veya küllî idrakimize bağlıdır.

Mutluluğun sırrı, ilâhi bilgilerimizin ilmi Billâh’ tan geldiğine inanmamıza bağlıdır.

Nasıl yaşamak gerektiğinin dersini, Mürşidi Kâmil’den almalıyız.

İlâhi olmayan bilgi yaşamaz.

Her anın özel mesajı vardır.

Uyku rahatlıktır ama uyanış ilginçtir.

Yapacağım bir işin teknik ve estetik yönünü, uykumun kaçması pahasına kafamda tasarlamadıkça, fiiliyata geçmem.

Bir kişi Samed olan Allahın yoluna uymadıkça mutlu olamaz.


Sadaka

Halkın indinde fukaraya para verme anlamındadır.  “Hasın” anlamındaki sadaka, sürekli olan sadakadır. O da insanlığın yararına olan işlerin yapılması; çeşme, hastane, köprü, ilmî bir eser bırakması gibi. Hatta güzel söz de sadakadır. Böylece, sadakada bulunan kimselerin öldükten sonra da isimleri hayırla anılır.

Hekimler “eksik bilgi en tehlikeli bilgidir” derler. Ama hangi hekim, tam bilgi sahibi olabilir. Onlar, ancak hiç yoktan daha iyidir.

İşin başı sonu Allah’ı anmak. Daima Allah’la olmak. Dünyadaki idealimiz Allah’la olmak. Eninde sonunda ona varacağımızı bilmek. Ondan geldik ona döneceğiz.

Akıl yapar, akılsız yıkar. Akl-ı Selim Allah’a bakar.

 

Tevbe

Ne sihirli sözdür. Söyleyeni kemâle götürür.

Büyük işleri, büyük milletler başarır. Halkın sesi Hakk’ın sesidir. Atatürk.


Küskün, dargın olmamak

Musavviri bilen insanların hiçbiri, sistemi ilâhînin hiçbir zaman bozulmayacağına, fakat daima değişikliğe uğrayacağına, insanlar arasında ekilen kin tohumlarının da iflâh olmayacağına emindirler.

İlmi billâh deryasına giren kişinin her davranışı bir fazilettir.

İdeali Allah olan kişinin mertebesi en yüksek olandır.

Bir Mürşidi dost edinen kişi akıllı kişidir. Böyle bir Mürşide tanış muamelesi yapan kişi, pek akıllı değildir.

Bırakın herkes kendi idealini sürdürsün.

 

Münakaşa

Benim söylediğim doğru, senin söylediğin yanlış diyenler içindir. Bir bilge asla böyle demez ve münakaşa da olmaz.

Hoşgörü, anlayış ve kavrayışla gelişir.

Nefsin kontrolü her şeyin kontrolü demektir.

Allah gönülde belirir.

Gerçek birdir. Din de birdir. Bunu anlamıyoruz.

Bu geçici dünyada görünen her şey, geçer ama yine gelir.

“Sen git” deme. O giderse başka biri gelir onun yerine, biraz farklı olarak.

Ben bana, ben özüme aşığım. Özümün ihtişamı suretimle mukayese edilemez.

Eğer bilmiyorsanız ehli tasavvuftan sorunuz.

 

Hamd

Mürşidin lüzumu; Velî kullarının kalplerini varlık için birer iksir kılan, onların hidayetine tabi olmayı, yükseklik mertebesine çıkmak için sebep eyleyen, Allah’a mahsustur.

Beden hastalığı lütuf, kalp hastalığı felakettir. Onlar da; kin, haset, kibir, gadab, tamah, riya gibi.

Yüce Allah’ın ulûhiyetini tanıyan ve birliğine şeksiz idrak ve ikrar eden insanlar, kemâl yolundadırlar, tevhid ehlîdirler. Tevhid ehlî Allah’ın Kavi, Metin, Kadîr esması ile muttasıftırlar.

Doğru insana, yoldan sapan bir kimse zarar veremez.

Allah’ın bir ulu kulu öyle bir doğru söyler ki hikmet bâbında bütün yalanlar doğru olur.

Allah’a inabe eden kullara Allah hidayet eder ve onlara Allah vekildir. Onların yanlışını doğruya yöneltir. Dilediği kişiyi nuruna kavuşturur. Onu mümtaz kılar.

Ya Rab bana sevgi nurundan ihsan et. Beni sana yaklaştıracak olanların sevgisini nasip et, şüphemi kaldır. Her an, her halükarda seni zikredeyim.

Vücudu kanda kahrolan, can vücudunda ihya olur.

Ölümü ve hayatı yaratan Allah’ın şüphesiz bir bildiği vardır. Kulların ilmi asla bunu kavrayamaz.

Dünya hayatı, sizi ne güzel aldatıyor. Bu ilahi rolü bize veren Allah’a hamd-ü sena olsun. Bu zaman sürecinde bana ne kadar ve ne biçimde bir rol verdinse, ben o rolde can-ı gönülden oynarım. İvazsız.

Her hak, bir görev karşılığıdır. O, kimse onu hak etmiştir. Görevsiz bir hak, elde edilemez. Edilmişse o haksızlıktır. İflah etmez.