Hâl dili, kâl dilinden daha fasihtir yani açık ve güzeldir.

Sükût sözden daha hayırlıdır diyen iddiacılara denir ki, senin için susmak, konuşmaktan daha hayırlıdır. Zira sözün boş, sükûtun ise manasızdır. Bazılarının ise, kelâmı sükûttan hayırlıdır. Çünkü susmak Hilmdir, konuşmak İlim! Söz iki nevidir, sükût ta iki nevidir. Sözün bir kısmı Hak, bir kısmı batıldır.  Sükûtun bazısından maksat, bazısından gaflet hâsıl olur.

Hak yolunda hakikate varmak sözle olmaz, inandığını yaşamakla olur.

Hakka yaklaşmak, yalvarmakla olur. İnsanlara yaklaşmak ise onlardan bir şey istememekle olur.

Kul için Allah’tan çare olmayınca, onun için daimi hayretten başka ne çare vardır. Kul mutlaka Hakk’ı tanısa bile; O’nu ifadeye sığmadığı için, tanıtamayacak ve anlatamayacak. Geriye susmaktan ve şaşkınlıktan başka ne kalır.

İfade (konuşma), iddiadan başka bir şey değildir. Manaların var olduğu ve kabul edildiği bir yerde, davalar ve iddialar heder olur.

Aşk ağlatır, dert söyletir. Aşk ve dert kalptedir. Ağlamak ve söylemek, gözde ve dildedir. Gözdeki yaş ve dildeki söz, gönüldeki aşkın ve derdin delilidir.

 

Hak yolunda Mürşidim ben!

Hz. Mevlana diyor ki, “Sen diri oldukça, ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?”

Mürşide mevta gibi teslim ol ki, seni yıkasın.

Bir mürşide tabi olan insan, nefsinin emmaresinden mürşidin emrine girmiş olur.  Dolayısı ile nefis ve eşyadan, ölümsüz mana âlemine girmiş olur.

Hak yolunda,

Hak kolunda

Mürşidim ben

 

Gâhî mürde (ölü)

Gâhî zinde

Mürşidim ben

 

İrşat ile

İrfan ile

Mürşidim ben

 

Etme isyan

Anam babam

Mürşidim ben

Mürşidi Kâmil, kendisi ile konuşan kimselerin ruhi hallerini, sözlerinin samimi olup olmadığını çok güzel anlar ve ona göre hareket eder.

Salih bir dosta sahip olmak, kişinin saadetindendir. (Hadis)

Mürşitten daha Salih bir dost olmaz.

Allah için olmayan dostluk, dostluk değildir.

 

Veciz sözler:

Tasavvuf sistemi ilahiyi bilme, öğrenme yoludur.

Kötülüğü besleyen, kendine düşmanlık eder.

İnsan, zengin fakir, güzel çirkin, boylu boysuz, sakat tam, akıllı aptal oluşları taşır.

Ben eşrefi mahlûkatım, Kuran beni anlatır.

Çalışmayıp hiçbir harekette bulunmazsan; hiç hata yapmazsın, ham kalırsın.

Hata, insanı kemale yükseltir.

Mutlu, maksat olan insan!

Âlem, bilhassa insan, yüce yaratıktır, lâ abestir. Muhteşem yaratıcı, O’nun hiçbir yaratığı yanlış ve kötü değildir. O zaman ölüm de, çok iyi bir şeydir.

Kıyamet bir anda olmaz. O, uzun süreç neticesinde olacaktır. Sonlu olan bu âlemde, her varlık doğar ve ölür. Yani doğduğu günden itibaren, ölüme yaklaşır. Dünya da böyledir.

Has sevgi, ızdıraba tahammül halidir. Muhabbet, âleme merhametle bakma halidir.

Allah’ın sayılamayacak kadar çok olan nimetlerinden yararlanıp, dünya ve ahiret mutluluğu sağlamamızın bir şartı vardır. O da bir arada dayanışma ve yardımlaşma içinde yaşamamızdır.